27 Eylül 2011 Salı

epsxe nin 1.7.0 sürrümü

ePSXe, Playstation oyunlarını bilgisayarınızda oynamanızı sağlayan alanında en iyi emulatordür. Eğer Playstation'ınız yoksa bu program tam size göre.

Kullanım : .zip dosyasını herhangi bir dizine çıkarın. Kurulumdan sonra birkaç ayar yapmalısınız.

Ayarlar :
Buradan indirebileceğiniz .zip dosyasının içinden çıkan dosyaları ePSXe'nin kurulu olduğu dizindeki "bios" dosyasına atmalısız.

Daha sonra buradan innDireceğiniz .zip dosyasının içinden çıkan dosyaları ePSXe'nin kurulu olduğu dizindeki "plugins" dosyasına atmalısınız.

Artık ePSXe oyunlarını;

ePSXe, Playstation oyunlarını bilgisayarınızda oynamanızı sağlayan alanında en iyi emulatordür. Eğer Playstation'ınız yoksa bu program tam size göre.

Kullanım : .zip dosyasını herhangi bir dizine çıkarın. Kurulumdan sonra birkaç ayar yapmalısınız.

Ayarlar :
Buradan indirebileceğiniz .zip dosyasının içinden çıkan dosyaları ePSXe'nin kurulu olduğu dizindeki "bios" dosyasına atmalısız.

Daha sonra buradan indireceğiniz .zip dosyasının içinden çıkan dosyaları ePSXe'nin kurulu olduğu dizindeki "plugins" dosyasına atmalısınız.

Artık ePSXe oyunlarını;


  • ISO ile

  • PS-EXE ile

  • CD ile
    oynayabilirsiniz.

    Sistem Gereksinimleri :
    En Düşük :
    - P200 MMX
    - 256 MB RAM
    - İyi bir 3D ekran kartı

    Önerilen :
    - PII 500
    - 512 MB RAM
    - OpenGL destekli ekran kartı

  • Android’in dünü, bugünü ve geleceği

    Google’ın mobil işletim sistemi Android ilk çıktığı zamanlardan beri iOS’a rakip olarak gösteriliyor. Aslında piyasaya çıktığı ilk zamanlar iOS’a rakip olacak yetenekte bir işletim sistemi değildi fakat bugün rahatlıkla söyleyebiliriz ki pek çok konuda en az onun kadar yetenekli. Hatta bazı özellikleri ile iOS’un önüne dahi geçiyor. Bu yazımızda Android eskiden nasıldı, şimdi nasıl, gelecekte nasıl olacak/olabilir ona bir bakıyoruz.
    Android’in tarihi Ekim 2003′te Palo Alto’da Android şirketinin Andy Rubin, Rick Miner, Nick Sears ve Chris White tarafından kurulmasıyla başlıyor. Kuruculardan Andy Rubin şu an Google Mobil’den sorumlu üst düzey yönetici ve başkan yardımcısı olarak görevini sürdürüyor.
    Şirket 2005 yılında Google tarafından satın alınıyor. Bu zamana kadar geçen süre içinde Android’i herhangi bir mobil cihazda görmüyoruz. Şirket 2007 yılında ise şu an 84 üyesi bulunan Open Handset Alliance’ı kuruyor. Bu oluşumu Symbian şirketinin kurduğu Symbian vakfına benzetebiliriz.
    2007 yılının Kasım ayında ise Android uygulama geliştirme kitinin beta sürümü yayınlandı. Bundan yaklaşık bir sene sonra yani tarihler Eylül 2008′i gösterdiğinde ise Android’in 1.0 sürümü yayınlandı. Dikkat ettiyseniz Android şirketinin kurulması ve Android’in ilk sürümünün yayınlanması arasında neredeyse 5 sene var. Bir işletim sisteminin olgunlaşması için fazla uzun olmayabilir fakat burada 6 aydlık periyotlarla yenilenen bir sektörden bahsediyoruz ve böyle bir sektör için oldukça uzun bir süre. Android’in bu kadar popüler olmasının sebebi belki de kuluçka süresi diye adlandırabileceğimiz bu uzun süreydi. Firma, pek çok eksiği bulunan bir işletim sistemini piyasaya sürmek yerine seçimlerini akıllı telefonlarda bulunması gereken özelliklere sahip, kabul edilebilir derecede iyi bir sistem oluşturmaktan yana kullanmış gibi görünüyor.
    Android 1.0′ın temel özelliklerini Google servisleriyle entegrasyon, HTML ve XHTML destekli web tarayıcı, Android Market, multi-tasking, Wi-Fi ve bluetooth desteği olarak sıralayabiliriz. Multi-tasking özelliğini saymazsak Android’in ilk kararlı sürümünün özellikleri o zamanlar için nefes kesici sayılmazdı. İnsanları heyecanlandıran asıl husus Android’in açık kaynaklı mobil işletim sistemi olmasıydı. Bir de bu sistem Google gibi el attığı her işi layıkıyla yapan bir firmanın elinden çıkınca Android’e olan ilgi ister istemez arttı. Android 1.0 sürümüne sahip ilk akıllı telefon ise HTC’den geldi. HTC Dream o zamanlar için orta-üst diyebileceğimiz donanıma sahip, fiziksel klavyeli bir modeldi.

    HTC Dream (T-Mobile aynı ürünü G1 ismiyle sattı)
    Şubat 2009′da ise HTC Dream’e özel yapılan Android 1.1 sürümü çıktı. Bu sürüm 1.0′ın bazı eksikliklerini gideriyordu. Android’i yeni çıkan pek çok cihazda görmemiz ise Nisan 2009′da çıkan, 2.6.27 versiyon numaralı Linux çekirdeğiyle gelen Cupcake kod adlı 1.5 sürümüyle oldu. Cupcake ile birlikte AGPS desteği, sanal klavye, YouTube ve Picasa entegrasyonu geldi. Android pek çok cep telefonu üreticisi için artık oldukça cazip bir işletim sistemiydi.
    Aynı yılın Eylül ayında 1.6 (Donut) sürümü çıktı. Bu sürüm temelde çok büyük farklılıklar getirmiyor, onun yerine mevcut özellikleri iyileştiriyordu. 1.5 sürümünden en büyük farkı ses ile arama özelliğiydi. Bu özellik şimdiye kadar olanlardan biraz daha farklıydı çünkü ses ile arama özelliği ile yol tarifi alabiliyor, google araması yapabiliyordunuz. 1.6 sürümüne sahip herhangi bir cihaz satın almayı düşünen bilinçli kullanıcıların merak ettiği tek şey ise aldıkları telefona yakında çıkacak olan 2.0 (Eclair) sürüm güncellemesinin gelip gelmeyeceğiydi. Çünkü Eclair, kullanıcıların şikayet ettiği pek çok eksikliği gideriyordu.
    2009′un ekim ayında çıkan Eclair sürümü ile Android artık oldukça gelişmişti. Eskiden sadece orta ve üst seviye telefonlarda görülürken artık giriş seviyesindeki telefonlarda da görülmeye başlandı. Birden çok e-posta hesabı yönetebilme özelliği, Microsoft Exchange desteği, yeni kullanıcı arabiriminin yanında tam HTML5 desteğine de sahip internet tarayıcısı ile gelen 2.0 sürümü oldukça beğenilmişti. Adobe Flash desteği dışındaki eksikliklerin çoğu 3. parti yazılımlar ile gideriliyordu.
    Android’in tam olarak olgunlaşması ise Mayıs 2010′da çıkan Froyo sürümü ile oldu. Hotspot gibi 3. parti yazılımlarla sağlanan bazı özellikler işletim sistemine entegre olarak bulunuyor, Adobe Flash 10.1 desteği ile iPhone almayı düşünen pek çok kişiyi Android’li telefon almaya teşvik ediyordu. Yüklü uygulamaları sd karta aktarabilme özelliği oldukça beğenilmişti çünkü Android’li pek çok telefon düşük sayılabilecek depolama kapasitesiyle geliyordu. Yüklü uygulamaları güncellemek oldukça kolaylaşmıştı. 2.2 bazı tabletlerde de kullanıldı fakat tabletlere uygun bir arayüze sahip olmadığı için pek tutulmadı.


    HTC Sense arayüzlü Android 2.2 ana ekranı
    2010 Aralık ayında şu anda da kullandığımız Gingerbread kod adlı 2.3 sürümü piyasaya çıktı. NFC desteği ve klavyede yapılan iyileştirmeler dışında 2.2′nin üzerine pek fazla bir şey koymayan, daha çok stabilite ve arayüz konusundaki eksiklikleri gideren bu sürümün geliştirilmiş versiyonları şu an Android’li telefonlarımızda bulunuyor.

    Android 2.3'ten bir ekran görüntüsü
    2.2 sürümünü kullanan bazı tabletlerin bulunduğunu fakat tabletlere uygun bir arayüze sahip olmadığı için pek tutulmadığını belirtmiştik. Google, Android’li tablet ihtiyacına cevap vermek için Mayıs 2011′de holografik arayüze sahip Honeycomb’u kullanıcıların beğenisine sundu. 2.3′ün tablete uyarlanmış hali olan bu sürümü tablet piyasasına girmek isteyen firmalar oldukça sevdi. Öyle ki Honeycomb’lu tabletler Apple’ın tableti iPad’in satışlarını tehdit edecek kadar iyiydi. Çoğu firma birbirine benzer ürünler çıkarırken farklılık yaratıp piyasada adını duyurmak isteyenler fiziksel klavyeli tasarımlarıyla karşımıza çıktılar.
    Yazımızın bu kısmına kadar olan bölümünde Google’ın mobil işletim sistemi olan Android’in nereden nereye geldiğini özetlemeye çalıştık. Peki bundan sonra ne olacak?
    Önümüzdeki aylarda piyasaya çıkması beklenen Android’in Ice Cream Sandwich kod adlı 4.0 numaralı sürümü telefonlara uyarlanmış Gingerbread ile tabletlere uyarlanmış Honeycomb sürümünü bir araya getirip hem tabletlerde hem de telefonlarda aynı işletim sisteminin kullanılmasını sağlayacak.
    Ice Cream Sandwich sürümüyle birlikte tablet-telefon melezi 5” ekrana sahip tasarımları piyasada görmemiz mümkün. Bunun yanında ARM mimarisi gelişimini aynı hızda devam ettirirse önümüzdeki senelerde netbook ve giriş seviyesi notebook’larda kullanılmaya başlanabilir ve bu durum gerçekleşirse ARM işlemcili bilgisayarlarda Android kullanılabilir.
    Bu yazımızda Android’in nereden nereye geldiğini, nerelere gidebileceğini anlatmaya çalıştık. Bunu yaparken sizi fazla sıkmamak için çok fazla detaya inmemeye çalıştık ve sonuç olarak özet niteliğinde bir yazı ortaya çıktı. Umarız beğenmişsinizdir.
    kaynak:http://avea.pclabs.com.tr/544/google-androidin-dunu-bugunu-gelecegi/

    22 Eylül 2011 Perşembe

    USB port kontrol aygıtı yapımı

    nstructables deki bu proje ile USB portunuzun çalışıp çalışmadığını kolaylıkla anlayabileceksiniz. USB portunuzun çalışıp çalışmadığını anlamak için diğer usb cihazları takıp çıkarmanıza artık gerek yok. Bu proje ile kolaylıkla anlayabileceksiniz.

    USB port kontrol aygiti yapimi


    Gerekli malzemeler,
    Delikli kart yada pertinaks levha (üzerine devre elemanlarını dizmek için[olmasa da olur])
    USB girişi (Eski usb cihazlarından sökebilirsiniz.
    2 adet 22K direnç
    1 adet 1k direnç
    1 adet 100 ohm direnç
    1 adet 1.5 k resistor
    1 adet 3v3 zener diyot
    1 adet  1N4148 diyot
    2 led lamba (yeşil ve kırmızı)

    USB port kontrol aygiti yapimi


    Öncelikle üzerine devreyi çizeceğimiz pertinaks levhamıza aşağıdaki resimdeki devre şemasını geçiriyoruz.
    USB port kontrol aygiti yapimi

    Bu kağıda çıkarılan devre şemasının levha üzerine nasıl aktarıldığı ile ilgili bilgiyi google.com dan arayarak bulabilirsiniz.
    USB port kontrol aygiti yapimi


    Bu usb aygıtını yaparken yararlanacağımız devrenin çizimi şu şekilde olmalı;
    USB port kontrol aygiti yapimi


    USB port kontrol aygiti yapimi

    Daha sonra usb bağlantı ucu için eksi kullanmadığımız bir usb aygıtının ucunu çıkartıyoruz.
    USB port kontrol aygiti yapimi

    USB port kontrol aygiti yapimi


    Devre elemanlarını kart üzerine dizip lehimledikten sonra aygıtımız artık hazır.
    USB port kontrol aygiti yapimi


    Eğer usb portunuzda sorun var ise kırmızı led yanar, yada hiçbir led yanmaz. Eğer sorun yok, düzgün çalışıyor ise o zaman da yeşil led yanar.

    Gerilim çoklayıcı (Gerilim katlıyıcı) yapımı

    Gerilim çoklayicilar (Gerilim katliyicilar)

    Gerilim çoklayicilar (Gerilim katliyicilar)

    İlk simülasyonda görüldüğü gibi girişe uygulanan 5 voltluk bir AC sinyal çıkıştan yaklaşık 2 katı olarak ve doğrultulmuş olarak  alınıyor. Devre ilk çalıştığı an kondansatörler boş olduğu için kısa devre gibi gözükür 1 Kohmluk direnç kaynağın kısa devrenin oluşturduğu yüksek akımdan korur. Sinyal jeneretörü herhangi bir AC kaynağı temsil etmektedir. Diyotlar 1N400x serisi olabilir genelde 1N4001 idealdir. Kondansatörler 100 veya 1000 mikrofarat 16v. Fakat devreyi daha yüksek bir gerilimde çalıştırmak isteniyorsa örneğin giriş 12 volt, devremiz ikiye katlayacağı için çıkış yaklaşık 24 volt olur bu durumda kondansatörün voltaj değeri daha yüksek olmalıdır. Devrenin dezavantajı çıkıştan çekilen akımın düşük olması ama bir cep telefonu ve benzeri ekipmanı desteklemeye yeter.

    İkinci simülasyonda ise devre girişine uygulanan 5V AC sinyali yaklaşık üç katı bir değere yükseltiyor.

    Gerilim çoklayicilar (Gerilim katliyicilar)

    Gerilim çoklayicilar (Gerilim katliyicilar)

    9 Eylül 2011 Cuma

    Eskileri hatırlayıp biraz nostalji yapmaya nedersiniz. c64 amiga ve nes oyunları

             COMODORE64 










                                                       

    NES











                    

                                    
                                     AMİGA

    17 Ağustos 2011 Çarşamba

    gta 2 rehber

    indirme adresi: http://www.rockstargames.com/classics/

    Türünün tek, serinin ikinci oyunuyla karşı karşıyayız Genelde devam oyunları hep hayal kırıklığı olur Ama inanın bu seferki çok daha gelişmiş Evet; şehirdeki suç dalgası olanca hızıyla devam ediyor Üstelik bu sefer daha kanlı ve canlı bir şekilde
    Peki senin olayın neydi abi?
    Oyun hakkında en ufak bir bilgi kırıntısı bile olmayan arkadaşlarımız var elbet
    O yüzden başından  anlatalım: İlk oyunda tek bir mafya ve yönettiğimiz bir serseri vardı İstediğimiz arabayı çalıp, bir kaç görev yapıp, hırsız polisçilik oynuyorduk Ama işler bu sefer bu kadar kolay olmayacak
    Bu sefer 3 ayrı şehre ve her şehirde 3 ayrı mafyaya sahibiz
    Oyunun amacı ise belli görevleri bitirip bölüm geçmek yerine önceden belirlenmiş para limitini aşarak bölüm (şehir) atlamak Peki bunu nasıl yapacağız? Mesela ilk şehirdeki limit 1 milyon doları aşmak 1 milyon dolar kazanmak için 20 yıl çalışmayacaz elbet Gidip 3 nacizhane mafyadan birini seçip ona hizmet edeceğiz, insanları öldürüp, araba çalacağız, yani kısacası yıkıp döküp şehrin altını üstüne getireceğiz
    Ama tabii siz şehrin altını üstüne getirirken polisler ve diğer karşı mafyanın elemanları da elbette boş durmayacak
    Bunun da anlamı karşınıza biri çıkıp "höytt ne yapıyon sen" diyecektir size

    Teknik detaylar
    Oyunumuzu aldık kurduk diyelim
    Gta2 yi çalıştırdığımızda karşımıza "gta2 manager" diye bir ana menü geliyor Özelliği, options menüsünün ana menü olarak kullanılması Oldukça kullanışlı olan bu options ana menüsün klasörlerinde neler var gelin bakalım:

    ·    Welcome: Burada oyunu hangi dille oynayacağınız ve text hızını (görev açıklamalarının hızı) ayarlayabilir gta2'ye basarak oyuna girebilirsiniz

    ·    Video: Burada görüntü özelliklerinin yanı sıra oyunu gündüz veya akşam vakti görüntüsüyle mi oynamak istediğiniz soruluyor (bana sorarsanız noon’u (öğleni) seçin) Unutmadan önemli bir şey daha; oyunumuz en az 4mb lik bir ekran kartı istiyor

    ·    Audio: Müzik ve ses efekti ayarları

    ·    Control: Bence en önemli yer burası, yani, kontroller Default (geçerli) kontrollerin yeri bence güzel değil siz de eliniz neye yatkınsa ona uygun ayarlayın

    ·    Network: İşte güzelim oyunumuzu multi-player olarak oynacağımız yer burası Oyun, internetten, direk modem modeme, lan veya seri bağlantı olaylarının hepsine destek variyor Ben arkadaşlarla netten denediğimde olmadı nedense sorularla karşılaştım ama bir lan ortamında oynadığımda gayet rahat ve eğlenceli bir dm çıkarttık (multi olarak 3 değişik oyun türü mevcut ama hepsini deneyemedik inşallah siz denersiniz ne diyeyim artık)

    Hepsi bu kadar Her defasında bu ayarları yapmak zorunda değiliz elbet, direk welcome'daki gta2'ye tıklayarak oyuna dalabiliriz, ama siz ilk açtığınızda bu ayarları mutlaka yapın

    Sonunda oyundayız Oyuna ilk girdiğimizde yalnız olmadığımızı göreceğiz
    Bizim dışımızda yaşayan insanlar da var sonuçta - dağıtılacak bir şehir var yani Yapay zeka fena değil (hele hele son şehirde) Sonuç olarak 4 değişik insan tipi mevcut:

    ·    Normal insanlar: Bunlar etrafta yaya olarak dolaşırlar (katliam için birebir ), ve arbalarında şehri turlarlar Hiç çekinmeyin, yakaladığınız arabaya yapışıp "kardeş iki dakka işim vardı da arabanı alayım şu karşı tarafı bir dağatıp geleyim" de diyebilirsiniz bunlara

    ·    Hırsızlar: Bunlar da sizin meslekdaşınız olmakta ve kırmızı ve yeşil kıyafetler giymekteler Sizi gördüklerinde iki, üç yumruk sallamak için yanınıza gelirler Etrafta polis yoksa bitirin işlerini gitsin Bazen işi azıtıp sizin çaldığınız arabayı da çalıp sizi yayan bırakmak gibi pis bir huyları da var

    • Mafya elemanları: Bu tipler yayan veya arabayla gezerler Hemen hemen hepsinde silah mevcuttur Giydikleri kıyafetlerle mafyadan olduklarını belli ederler Arabalarında üye oldukları mafyanın amblemi vardır Aman diyeyim bunlarada bulaşmaya gelmez (tabii görev icab ediyorsa [ki edecek] orduya bile kafa tuttuğunuz gorevler olacak)
    • Polis ve yandaşları(!?): İşte en çok başınızı ağrıtacak olan grup Bunlar sizi tutuklar, durduramadımı ateş açar Yandaşları ise swat timleri, FBI ve ordu(!!)dur (yazının ilerleyen kısımlarında bahsedeceğim)

    Oyunumuzda iki önemli faktör var Birincisi canınız, diğeri katsayı çarpanınız(!) Öldüğünüzde bir canınız gider Katsayı olayında ise aldığınız puan bu katsayı ile çarpılıp puan hanenize öyle geçer Bunu yükseltmek için ise bir görevi tam olarak yapıp bitirmeniz gerek Eğer görevde başarısız olursanız bu sayı düşer Bu iki faktör de sağ üst köşede gözükür

    Görevimiz tehlike! Gerçekten de görevler tehlikeli ve hepsi az çok risk taşıyor
    Peki nasıl görev alacağız? Oyuna ilk başladığınızda da göreceğiniz gibi 3 tane ok var Ve bu okları takip ederek görev alma yerine gelebilirsiniz Her ok bir mafyanın alanını gösterir O mafyanın alanına girince sadece o mafyanın rengindeki ok kalır ve biraz değişik bir renk alır Okta bir nokta belirir; yeşil noktalı oklar kolay, sarı renktekiler orta ve kırmızılar da zor olan görevleri gösterir Ee, tabii görevin zorluğuna göre ücreti de artar
    Hiç bir mafya size direk olarak bir kırmızı veya sarı derecedeki görevi oyuna girer girmez vermez
    Bunun içinde güvenlerini kazanmak zorundasınız Bu amaçla içinde sol üstte gördüğünüz ibreyi sağa doğru dayandırmalısınız Fakat bir mafyanın sevgisini ve güvenini kazanırken diğerlerininkini kaybettiğinizi görürsünüz ve bir daha o mafyanın gözüne girmek için epey çalışmanız gerekir, ama bu genelde gerekmez Çünkü bir mafyanın tüm görevlerini yaptığınızda seviyeyi geçmek için gerekli olan parayı da kazanırsınız büyük olasılıkla En kolay sevgi/saygı kazanma türü karşı mafyanın adamlarına ufak bir katliam yapmaktan geçer
    Yeterli respect'e (güven, sevgi) sahip olduğunuzu farzedelim
    Okları takip ettiğinizde telefon kulübeleri göreceksiniz Bunların yanına giderek görev alabilirsiniz Size ne yapmanız gerektiği söylenecek Eh tabii az çok yabancı diliniz olmalı (bakın İngilizceniz demedim Oyun 5 değişik dile seçenek tanıyor ama onların arasında Türkçe'yi de beklerseniz şöyle bir 30-40 sene daha bekleyin derim veya en azından adam gibi Türkler bir oyun çıkarana kadar bekleyin)
    Çeşit çeşit görevler var
    En kolay yaptığınız işten (araba çalmaktan) tutun da banka soygununa, karşı tarafa içi bomba dolu bir dondurma arabası götürmeye kadar bir sürü çeşit görev bulabilirsiniz
    Ama tabii siz "banane mafyaların çatışmasında ben kafama göre takılacam" da diyebilirsiniz
    Serbestsiniz sonuçta ve yaşayan bir şehirde cirit atma özgürlüğüne de sahipsiniz Ama ufak bir katliam bile polisleri peşinize takacaktır unutmayın

    Polis ve Yandaşları Hemen öyle polis deyip geçmeyin Hiç olmadık anda tepenizde olacaklarından emin olabilirsiniz Yapay zekaları bana göre ayarsız geldi Mesela devriye gezen bir polis otosuna yanlışlıkla çarptığınızda hemen peşinize takılıyorlar Kırmızı ışıkta geçtiğinizde ise veya başka bir otoya çarptığınızda ise hiç bir şey olmamış gibi davranıyorlar Eğer polislere bulaşmamak istiyorsanız asla polislere çarpmayın, polislerin gözü önünde cinayet işlemeyin ve adam ezmeyin, özellikle yaya gezen polisleri
    Peki peşinizde polis olup olmadığını nasıl anlayacaksınız? Şimdi hemen "ben salak mıyım? arkamdan kovalayan polis var mı yok mu bilmez miyim?" gibilerinde triplere girmeyin
    Mesela polisin olmadığı bir yerde katliam yaptınız Peşinize polis takılabilir Eğer polis tarafından o an aranıp aranmadığınızı anlamak istiyorsanız ekranın en üstünde ufak polis kafası şekilleri var mı yok mu ona bakın Eğer bir tane bile varsa köşeye çekip bir müddet bekleyin sizi unuturlar (tabii hemen arkanızda sizi takip eden bir polis yoksa) Eğer birden fazlaysa mutlak ilk gördüğünüz polis arabası peşinize takılacak demektir
    Eğer kafalar 3'e yükselirse barikat kurmaya başlarlar
    4 olursa swat timlerinin nefesini ensenizde hissedebilirsiniz 5 olursa polis yerine FBI ajanlarıya karşılaşırsınız Bunlar polisten daha hızlı ve akıllıdır Ellerindeki silahler elbet daha iyidir Eğer kafa sayısı 6'ya çıkarsa hapı yuttuğunuzun resmidir Çünkü direk olarak ordu ile karşı karşıya kalırsınız (tankıyla , topuyla)
    Peki nasıl kurtulacaksınız
    İki yol var: eğer o an bir görev yapıyorsanız hemen o görevi bitirmeye bakın görev bitince kafalardan, dolayısıyla peşinizdeki güvenlik kuvvetlerinden kurtulursunuz Diğeri ise basit ve kolay olanı Hemen arabanızı boyatacağınız bir yer bulun (bu tip yerlerde arabanıza bomba yukletebilir, uzi veya mayın ekletebilirsiniz Tabii bunlar için belli bir miktar ödüyorsunuz Mesela araba boyatmak için 5000 dolarcık harcıyorsunuz Bu yerlerin nasıl bir yer olduğunu öğrenmek istiyorsanız ilk şehirde yakuzaların görevlerinden başlayın

    Bir kaç detay daha Oyunda save olayı da başka bir alem
    Eğer oyunu kaydetmek istiyorsanız öyle bir tek tuşla kaydedemiyorsunuz Bunun için ilk önce 50 000$'ınız olmalı ve bir de save noktası bulmanız gerekli Save noktası genelde her şehire ilk başladığınız yerdedir "Jesus Saves" yazar Bunun için oyuna ilk başladığınız yeri iyi belleyin diyorum ben
    Her şehir geçişinizde yeni ve değişik bir bonus stage (ek görev) çıkar bunlara da bir gözatmanızı öneririm
    Bir de oyunun içinde özel bonus aletleri var Bunlar ufak madeni para gibidir Üstünden geçince bonus görevi elde edersiniz Genelde size belli bir zaman içerisinde belli sayıda aracı veya insanı elinize verilen sınırsız silahla yoketmenizi ister Zaman bitince de silah gider ve eğer başarılı olmuşsanız para ödülü alırsınız
    Bir de tank olayı var ki sormayın gitsin
    Ama tabii önce tankı bulmalısınız ki her şehirde bir adet var, ama öyle ortada da değil biraz aramalısınız Mesela birinci şehirde sağ alt taraftaki limanın içinde bir yerde Tankla istediğiniz aracı ezebilirsiniz (işte bu sadistliğinizin en üst seviyeye çıktığı an ve zekli bir olay ancak füzeniz bitince sıkıyor tabii) Böylece oldukça fazla puan elde edebilirsiniz (kısa yoldan şehir geçmenin yolu ama katsayınızı en az 3 veya 4 olsun benden söylemesi)
    Ve her şehir geçtikçe yeni silah çeşitleri, yeni arabalar bulabilirsiniz
    Tabii ki daha karmaşık ve daha zor bir şehirde 1 Şehirde sadece devriye gezen polisler ve swat timleri var 2 Şehirde ise bunlara FBI da katılıyor 3 Şehirde de eğer katliam olayını fazla abartırsanız ordu ile burun buruna geliyorsunuz

    Son notlar Yazımda olabildiğince ipuçları vermek istedim ve biraz oyun rehberi ile inceleme karışımı bir şey oldu bence
    Ama isteyen olursa oyunun özel stratejilerini de ekleyebilirim
    Oyunun ekran görüntülerine bakarak "ya baba olayın tamam oyun da güzel, ama ben böyle üsten bakmalı oyunu ne yapayım" diyebilirsiniz
    Veya çok çocukca gözükebilir Ben de oyunu ilk yoynadığımda sanki kendimi ufak minik arabalarla oynuyormuş gibi hissettim Ama oyunu oynadıkça ve olayı kavradıkça oyunun ne kadar vahşet içerdiğini hissediyor insan